
Âh eyleme
Ey â aşık,
Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibâdet et! [Hicr, 99]
Âşığım dersin belâ-yı aşktan âh eyleme
Âh edip âhından ağyarı âgâh eyleme
Dertliyim dersen belayı dertten âh eyleme
Âh edip dertsizleri derdinden âgâh eyleme
Aslında yazmaya hiç mecalimiz kalmadı lakin madem ibadet vecdini hiçbir zaman kaybetmemek şarttır ve az da olsa ibadetlerin devamlı olanı makbuldür, Bismihu ve Teala, kulub-u aşikan münevver ola deyip çıktık yola…
Su uyur, düşman uyur, haste-i hicran uyumaz…
Böyle buyurdu ya Şeyh Gâlip Dede Hazretleri, el-hak öyledir, hasretiyle yanan gecenin nuruyla başladık mektubu uyandırmaya…
Cihan bahçesine gül dermeye geldik, ama ne yazık ki diken topladık. Bize sıhhat, âfiyet ve rahatlık verildi, fakat heyhât ki hepsinin şükründe kusûr eyledik. Bunca acziyetten gayri bir de geçmekte olan şu Mah-ı muharrem deminde Hz. Ali (kv) Efendimiz’in hatırası yaktı kalbimizi. Buyuruyorlar ki:
Senin bana Rab olman, bana övünç olarak yeter yâ Rabbi! Benim Rabbimsin ya, övünç olarak bana yeter yâ Rabbi!.. ve sana kul olmak, bana şeref ve itibar olarak yeter yâ Rabbi!.. Yâ Rabbi, sen tam benim istediğim gibisin! Cömertsin, erhamür rahimînsin, ekremül ekremînsin, ahsenül halikînsin, kadir-i mutlaksın!.. Sen benim tam idealimdeki gibisin. Beni de senin istediğin gibi yap yâ Rabbi!.. Sen tam benim istediğim gibi bir rabsin; tam benim hayalimdeki, idealimdeki şekildesin… Beni de senin istediğin gibi bir kul eyle yâ Rabbi!..”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Alakalı yorumlar faydalıdır.