يَااَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا
امِنُوا بِاللّهِ وَرَسُولِه وَالْكِتَابِ الَّذى نَزَّلَ عَلى رَسُولِه
وَالْكِتَابِ الَّذى اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّهِ وَمَلئِكَتِه
وَكُتُبِه وَرُسُلِه وَالْيَوْمِ الْاخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَعيدًا
Nisa / 136. Ey iman edenler! Allah'a,
Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman
(da sebat) ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve
kıyamet gününü inkâr ederse tam manasıyle sapıtmıştır.
فَاِنْ
امَنُوا بِمِثْلِ مَاامَنْتُمْ بِه فَقَدِ اهْتَدَوْا وَاِنْ تَوَلَّوْا
فَاِنَّمَا هُمْ فى شِقَاقٍ فَسَيَكْفيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّميعُ الْعَليمُ
Bakara / 137. Eğer onlar da sizin inandığınız gibi
inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine
düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir.
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ
تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلكِنَّ الْبِرَّ مَنْ
امَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الْاخِرِ وَالْمَلئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّنَ
وَاتَى الْمَالَ عَلى حُبِّه ذَوِى الْقُرْبى وَالْيَتَامى وَالْمَسَاكينَ وَابْنَ
السَّبيلِ وَالسَّائِلينَ وَفِى الرِّقَابِ وَاَقَامَ الصَّلوةَ وَاتَى الزَّكوةَ
وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرينَ فِى الْبَاْسَاءِ
وَالضَّرَّاءِ وَحينَ الْبَاْسِ اُولئِكَ الَّذينَ صَدَقُوا وَاُولئِكَ هُمُ
الْمُتَّقُونَ
Bakara / 177. İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı
tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a,
ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını
gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve
kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı
zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder.
İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!
لَااِكْرَاهَ فِى الدّينِ قَدْ
تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَىِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ
بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقى لَا انْفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ
سَميعٌ عَليمٌ
Bakara / 256. Dinde zorlama yoktur. Artık
doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a
inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.
اِنَّ الَّذينَ امَنُوا
وَالَّذينَ هَادُوا وَالنَّصَارى وَالصَّابِينَ مَنْ امَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ
الْاخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَلَاخَوْفٌ
عَلَيْهِمْ وَلَاهُمْ يَحْزَنُونَ
Bakara / 62. Şüphesiz iman edenler; yani
Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkıyla
inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için
herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.
صِبْغَةَ اللّهِ وَمَنْ
اَحْسَنُ مِنَ اللّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُ عَابِدُونَ
Bakara / 138. Allah'ın (verdiği) rengiyle boyandık.
Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Alakalı yorumlar faydalıdır.