3 Kasım 2014 Pazartesi

Acı bir gün, hüzünlü bir gün; yaslı bir gün:

Muharrem Ayı Aşura Günü)
Acı bir gün, hüzünlü bir gün; yaslı bir ün: Yası, acısı, hüznü bitmeyen bir gün. Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da şehit edildiği gün. Hazreti Muhammed’in ağladığı, Hazreti Fatıma’nın kara bağladığı ve bunları sevenlerin bunlara hak diyenlerin bin dört yüz yıldır gözlerinde yaşların sel olup aktığı kara gün on Muharrem.

Hakla batılın mümin ile kafirin inananla inanmayanların arasına çekilmiş kanla çizilmiş kalın bir çizgi. Çünkü bu çizginin bir tarafında Ebu cehil bir tarafında bir tarafta Muhammed Mustafa bir tarafta Hinde bir tarafta Fatimatül Zehra. Bir tarafından Muaviye bir tarafından Şahı Merdan Ali. Bir tarafından Yezit bir tarafından mazlumlar şahı imam Hüseyin. Seç seçebildiğin yeri rey senindir. İşte bin 400 yıldır bitmeyen acı budur. Dünyaya şefaat kani olarak gönderilen son nebi, ahır zaman peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa’nın aile efradına yapılan mezalim ve güya ona inanan onun dinini kabul etmiş görünen içi kafir dışı Müslüman olanların ümmete verdikleri acı. Halbuki Allah’ı tealanın dahi Kevser Suresi’nde buyurduğu Ya Muhammed biz sana Kevser’i verdik senin soyun onunla devam edecektir. Sen kalk kurban kes asil epter olanlar (soyu kesik) olanlar seni kınayanlardır diyerek Muhammed’i teselli ettiği ve gene Kuran’da (Azap Suresi 56 ayetinde) Allah’ı ve peygamberi incitenlere Allaha şirk koşanlara Allah lanet etmiştir. Buyurduğu bilindiği halde bu acı olaylar olmuş bu acı her inananın her gerçek Müslüman’ın kalbinde üstü kapanmayan bir yara olarak günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde de gerçek inananlar tarafından bu acı olay orucuyla, yasıyla, matemiyle, ibadetiyle gözyaşları ile yad edilmektedir.
Muhterem canlar bu acıyı bu matemi bu yası sürdürmekten ziyade mühim olan bu vakadan ders almak, ders çıkarmaktır. Ona göre kendine bir hedef seçmek, bir yön tayin etmektir. Bugün dahi günümüz dünyasında genel o civarlarında o kanlı topraklarda kan akıyor, barut kokuyor, insanlar boğazlanıyor, kadınların iffeti ırzı payımal oluyor. Çocuklar yetim, annesiz, babasız kalıyor. Bu nedir? Bu iş rastlantı mıdır yoksa bir kader midir bilemiyorum. 61 Hicri’de İmam Hüseyin kendiliğinden Kerbela’ya gitmedi. Zulümden inleyen halkın ısrarı üzerine hareket etti ve sonunda gel bizi Yezid’in zulmünden kurtar diye kendisinin mektup gönderenlerin düzenlediği ordu tarafından acımasızca şehit edildi. Kerbela olayı tarihi bir vesikadır. Hazreti Hüseyin’in Medine’den çıkıp Mekke Kerbela oradan sonra esir düşen aile efradının oradan Şam’a götürülüş Şamdan Medine’ye gelene kadar yapılan yolculuğu her adımı, her dakikası acılarla, ihanetlerle örülmüştür. Hazreti Hüseyin bir yaşındaki oğlunu da verdikten sonra atına binip meydana geldi. Karşı tarafta bir şeyler söyledi. Onlar kabul etmeyince, onların gönderdikleri mektubu yaktıktan sonra elini kaldırdı ve şu bedduayı yaptı; “Ey kavmi bir vefa. Siz hiçbir zaman payidar olamazsınız” dedi. Acaba o mübarek zatın bedduası mıdır o yörede devamlı kan var, hüzün var, gözyaşı var. Bilemiyorum.
Kısa kısa Kerbela’da ne acılar yaşandı.
1-Hüseyin ile Kerbela’ya gelen İmam Hasan’ın oğlu Kasım da vardı. Kasım her gün amcasının huzuruna çıkar savaşa çıkmak ister.
Amcası izin vermez. Gene böyle bir anda amcasının yanından çadırına döner ve birden babasının kendisine verdiği ve daima kolunda olduğu pazıbent gelir. Ve pazıbendi açar okur ve bakar ki İmam Hasan orda yazmış ki; “Oğlum Kasım eğe başınıza bir bela musallat olursa sakın sen amcandan sonraya kalmayasın” Kasım bunu okur ve tekrar koşa koşa amcasına gider. Pazıbendi verir ve amca; “babamın vasiyetidir der hemen meydana çıkarım der. İmam, yeğenini oturtur babanın bana da vasiyeti var. Baban dedi ki kızım Fatima’yı oğluna veresin. Şimdi ben sizi evlendireyim der ve hazırlıklar yapılır.
Su olmadığı için kan ile kına ıslatılır. İki gencin ellerine sürülür ve gerdeğe verilir. Kasım döner Fatıma’ya der ki “Ya Fatıma bu kanlar içinde biz murat alamayız. Bizim muradımız ahirete kalsın der ve kalkar meydana gider, şehit olur.
 2- Hazreti Hüseyin 15 yaşındaki oğlu su diye tutuşur. Hazreti Hüseyin belki insafa gelirler diye kucağa alır ve çocuğu yukarı kaldırır. “Bu kendisinden şefaat beklediğiniz Muhammed’in torunudur. Bari buna bir tas su verin” der. Karşı taraftan atılan bir ok Ali EFter’in boğazının bir tarafından girip öbür tarafından çıkar. Çocuğun kanı Hüseyin’in kucağına akar ve şehit olur.
3- Susuzluk son safhaya gelmiş herkesin ciğerinin yandığı anda İmam Hüseyin’in kardeşi Abbas çadıra gelir. Kırbaları alır atına biner kafir ordusunu yararak Fırat’a kavuşur. Kırbaları doldurur. Hücum eden düşman ordusu Abbas’ın etrafını sarar. Abbas’ın iki kolunu düşürürler. Abbas tuluğu ağızına alır çadıra kavuşturmak için. Bu defa da tuluğu oklayıp suyu boşaltırlar. Bunlara benzer yüzlerce zulüm Kerbela’yı Kerbela yaptı. Yalnız Hazreti Hüseyin’in şehadeti değil onun içinde sıralanmış acı olaylar Kerbela kitabının ayrı ayrı sayfalarında yer aldığı için Kerbela ölümsüzleşti. Kerbela Kerbela oldu. Mümin ile münafık birbirinden ayrıldı. Bu gerçek ve sağalmaz yara yüreklerimize kazındı. Hazreti Muhammed Mustafa’nın şefaatları, Şahı Merdan AliyülMurteza’nın himmetleri Fatıma anamızın duaları sizinle olsun.
Ulu Mevlam kalbinizden gönlünüzden Hasan Hüseyin sevgisini, Ehli Beyt muhabbetini eksik etmesin. Oruç, lokma ve niyazlarınızı dergahi izzetine yazsın. Gözyaşlarımla hepimizi ama hepimizi selamlıyorum.
Küllü Erd Kerbela (Bütün Toprak Kerbela)
Küllü Yevm Aşura (Bütün Günler Aşura)
 31.10.2014
Seyit Hüseyin Erdoğan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Alakalı yorumlar faydalıdır.

Öne Çıkan Yayın

Esmaul husnadan anladiklarimiz

Esmaul husnadan anladiklarimiz ne kadardır bi soralim kendimize oysa rabbimizi tanimanin o nun fiil ve uzerimizdeki tasarrufunu bilmenin...