30 Kasım 2016 Çarşamba

Aşk,yol,İnsan-ı kamil,Tevhid

Aşk, Yol, İnsan-ı Kâmil, Tevhid, Dünya, İrşad, Varlık.1. Aşk
Çünkü, yalnızca Aşk’la dolmuş bir gönlün hakikate ışık tutabileceğine inanır erenler. Dünya bağlarından kurtuldukça bu ‘ışık’ daha da güçlenecektir. Hakk âşığı için âşk, bütün kâinatı devindiren biricik güçtür. Âşk ile yürünen hakikat yolunun sonunda, sen-ben ayrımı kalkar. Âşık, Mâşuk birbirine karışır. Her şey Âşk’ta bir olur. Aşk’ın Aşk’a aşkından başka bir şey kalmamıştır artık. İşte bu ‘mutlak vuslat’tır.   2. Yol
Çünkü, Sâlik bilir ki mecazî varlıktan hakîkî varlığa doğru yapılan bu hicret, şuurda yaşanır.  Bu yol, yokluk yoludur. Kendinden kendini doğurmaya talip olmuşsa, bu yol, terk yoludur: ‘Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk’… Geçer dört kapıdan; geçer dört “sır’at”dan; kopar nefs bağından; terki terk edip de geçer bu dünyadan… ‘Şahdamarından daha yakın’ o Hakikat’e kavuşmanın, o kısacık mesafeyi aşmanın ne sonu vardır; ne de durağı; Yolcu bilir ki bu yol, ezelden ebede uzanır.  
3. İnsan-ı Kâmil
Çünkü, İnsan-ı Kâmil, âlim olandı; Âlem’in özüydü… Hakk’ın muradını muradı bilip, Mâsiva’yı terk etti. Bu yüzden de ‘emanet’, ‘İnsan-ı Kâmil’e teslim edildi. Tasavvuf’ta İnsan, Âlemin gözbebeğidir. Varlık’ın tüm imkânlarını kendinde gerçekleştirmiş olan İnsan-ı Kâmil ise Beşer’in, insan olma yolundaki zirvesidir.
4) Tevhid
Çünkü, Sûfilere göre, [Field]doğadaki her olay ve varlık, ardındaki kesinliği gizleyen bir örtü, ya da hakiki olanı ima eden bir mecazdır. Ve ancak perdeler kalkıp sırlar açıldığında, kesintisiz olan varoluşa şahitlik edilebilir. Şahit olmak için ise, önce ben’lik dağının delinip, ‘bir’lik vadisine varılması gerekir.  5. Dünya
Çünkü, erenlere göre, Dünya’nın bir çekim kuvveti vardır; Dünya bağlarından kurtulamayanlar, mâsivâ’ya dalanlar, bu çekim kuvvetinin esiri olur, hakikatin semasına yükselemezler. Oysa Dünya bir misafirhanedir ve nasibi sadece kefendir… Dünya, fânileri ‘Bâki Olan’dan ayıran, sonsuzu arayanları türlü çeşit hileyle yolundan çeviren, gaflete düşüren bir gözbağıdır. İnsan bu dünyada ‘garip’ yani ‘gurbette’dir.
6. İrşad
Çünkü, Hak yoluna talip olmuşlar bilir ki, anadan doğup da girdikleri bu ‘Dünya Kapısı’nda kendinden kendini doğurmayan, aslına kavuşup Hakikat’e ulaşamaz.  Tek başına yürüme ehliyetini kazanana kadar, doğru yolu gösterip irşad edecek bir dosta ihtiyacı vardır.  Bu kişi yolcunun rehberidir, yani Mürşit’tir; rabıta kurduğu Talibi, ilim deryasında yüzdürüp bilgiyle diriltecek, manevi doğumuna rehber olduğu “Yol Evladı”nı Kıble’ye, Zat’a döndürecektir.
7. Varlık
Çünkü, Hakk Ehli, Varlık Âlemi’nin ortaya çıkışını, Yaratıcı’nın kendini dışavurumu, yani ilahi kelâmın tecellisi olarak görür;  âlemdeki tüm varolmuşlar, O’nun varlığının değişik sûretlerde yansımasından, O’nun ilahi isimlerinin tecellisinden ibarettir. O’nu ancak akılla biliriz; ama cüzî akılla değil, küllî akılla. Mevcudât âlemi olan Dünya, tasavvûfî deyişiyle ‘mâsiva’, sınırlı, geçici ve göreli bir gerçekliğe sahiptir. Var olan her şey fanîdir; sonsuz ve bakî olan ise Varlık’tır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Alakalı yorumlar faydalıdır.

Öne Çıkan Yayın

Esmaul husnadan anladiklarimiz

Esmaul husnadan anladiklarimiz ne kadardır bi soralim kendimize oysa rabbimizi tanimanin o nun fiil ve uzerimizdeki tasarrufunu bilmenin...