25 Ekim 2013 Cuma
ÖLÜM TEFEKKÜRÜ
ÖLÜM TEFEKKÜRÜ Mü'min ettiği zikrin en son zikir, kıldığı namazın en son namaz, hatta aldığı nefesin en son nefes olabilme ihtimalini düşünmelidir ki, ancak o zaman ahiret hazırlığını daha iyi yapar, böylece kişinin günah işlemeye olan meyli azalır. Şu anda öldüğünüzü düşünün. Aslındaölüm, onu düşünmek veya düşündüklerini anlatmak kadar basit bir hadise değildir. Alimlerden birine göre, ölümün en ehveni; ağzı dar olan bir uvalın içinden zorla konmuş bir çalıyı çıkarmak gibidir. Ölüm, bir başka alime göre de; kolumuzun veya bacağımızın kırılışındaki acıyı vücudun her zerresinde hissetmek gibidir. Hz. Ademden günümüzekadar gelmiş ve geçmiş her faninin bile tam anlamıyla, kelimelerle ifade edemediği ölüm, ölüm hadisesinin gerçekleştiği varsayımı ile cesedeniz bir odaya veya uygun bir yere konur. Tanıdık, eş-dost ve akrabalarınız bu haber özerine toplanırlar. Şu bir gerektir ki: Orada bulunan hiçbir beşer, bir ölüile aynı mekanda kalmak istemez. Zira, birçoğu cesedinizden korktuğu için bir an önce yanınızdan kaçmayı düşünür. Öte yandan yıllarca aynı yastığa baş koyduğun eşin ihtiyari veya gayri ihtiyarı üzülmesine rağmen yanınızda kalmak istemez. Ya çocuklar! Uğruna herşeyini feda ettiğin, saadetine gölge düşürecek en ufak bir hareketten dahi kaçındığın, her akşam eve gelişinde senisarılıp öpmeden bırakmayan çocukların bileseniyalnız bırakanlardan olacaklardır. Senin, vefat eden bir yakının yalnız bıraktığın gibi... Oysa kis en! yalnız kalacağını, en çok sevdiklerin tarafından terkedileceğini bile düşünmeyen sen, ölümden bahsedelirken olağan bir hadiseymiş gibi algılayan sen. Bir ortamda yalnız başına beklerken, sevenlerin "cenaze zuhur ettiğinde, defni için acele ediniz" sünneti seniyyesine uyarak, biran önce toprağa verilmenin telaşı ile koşuşturmalar devam eder. Mezar hazırlıkları, defin işlemleri, bir yandan da yıkama işlemleri başlatılır. Teneşir tahtası üzerine alınır ve yıkayıcıya teslim dilirsin. Yıkayana öyle bir teslim oluş ki; Suyun sıcak veya soğuk oluşu kendi isteğine göre değil, yıkayıcının isteğine göre ayarlanır, abdest aldıışı, yıkaması tamamen yıkayıcının isteği doğrultusunda gerçekleştirilir. Þuram - buram açılıyor, ya da şu organım tam yıkanmadı dme hakkına sahip değilsin. Yıkama işlemit amamlandıktan sonra, şimdiye kadar giydiğin elbiselere hiç benzemeyen ,cebi olmayan, kalitesi düşük bir bezden, yaasız gömlek olarak da tabir edilen kefen biçilirve dikişsiz olarak giydirilir. Derken dönüşü olmayan son yolculuğa çıkarsın. Ezanı ve kameti doğduğunda okunan, şimdiye kadar senin başkaları için kıldığın, yada başkalarık kılarken senin seyrettiğin namaz, şimdi de senin için ,daha doğrusu Allah'ü Teala'dan affının talebi için kılınır. Mezarlığın kapısından girildiğinde, bakıyorsun sevenleriyin hepsi bir de amelin yanında. Eller üzerinde taşınmaktasın ama bundan sonra olacaklardan habersizcesine! Kimse duymayacak artık, "Beni nereye götürüyorsunu?" ben daha ibadetlerimi tamamladım" diyen feryatlarını, kimse duyamaz artık "aah gaflette geçirdiğim ömrüm" diyen çığlıklarını, Ve nihayet kapısı penceresi olmayan, zoraki sığabileceğin, küçücük bir doaya konduğunda, üzerin örtülür. Amelin hariçherkes seni terkeder, yanında sevdiklerinden değer verdiklerinden kimse yok artık. Hatta yeni arkadaşların yılanlar ve çıyanlar gelmeye başlar. Orası senin için "Ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur" artık. Ölüm tefekküründe Azrail'in gelişinden bu ana kadar olan süre, gerçek olarak yaşanıyormuş gibi düşünülür ve henüz fırsat varken mutlaka yaşanılacak bu merhale gelip çatmadan, işlenen günahlar göz önüne getirilerek, tevbe edilir. ‹man yenilenir, Allah'ü Teala zikredilir ve bağışlanmamız için dua edilir. Allah'ım! günah işlemeyi ençok engelleyen ölümü, çok hatırlayanlardan eyle.
RABITA Rabıta Allah'ü Tealaya ve onun yüce Rasulüne (s.a.v.) ve Cenabı Hakkın veli kullarına duyulan sevgi ve muhabbetten ibarettir. Nasil ki sevi, sevgilinin hayalini, güzelliğini, şahsın ve sıfatlarını hal ve hareketlerini düşünerek, kalbi sevgiliye bağlamaktan ibaret ise, rabıta da böyledir. Bu hal az veya çok her mü'minde mevcuttur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimize onun halifelerine, ashabına yönelik segi ve muhabbet üm4minin kalbinde bulunur. Rabıta: lügatte "artırmak", kuvvetlendirmek, abğlamak" anlamlarınagelir. Ali ‹mran suresi 200. ayetinde mealen. "Ey iman edenler, sabredin, sabır yarışında ileri geçin, cihad için rabıtalı ve hazır bulunun. Allah (cc) dan korkun ki felaha ermiş olasınız" buyurulmaktadrı. Burada rabıtaAllah'ü Tealadangelen emirlere kesnilikle uymak demektir. Ayrıca emir sahiplerine, (Allah'ü tealanın hükmüne göre) harp anında nöbetlere, her türlü vazifelere mesuliyet hissini elden bırakmadan sımsıkı bağlı olmayı bildirmektedir. Adetleri terk etmek, nefsin üstün gelme isteklerini yerinegetirmemek, arzu e isteklerine gem vurmak, taat ve ibadetlere ağırlık vermek ve böylece Cenabı Haktan tecellii ilahisini gözetmek, şeriat, tarikat, hakikat ve marifet sırlarına kavuşmak mümkün olur ki, bu da ancak olgun bir rabıtaile gerçekleşebilir. Zira cenabı Hakk (cc_ Kasas Suresi 10. Ayetinde mealen şöyle buyurmaktadır. "Eğer inananlardan olması için kalbine sabır ve sükun ile rabıtavermeseydik az daha çok açığa verecekti". Kuvvetli bir iman ve teslimiyet ile Rabbine bağlanan kul mutlaka saadeti bulur, bu da ancak Cenabı Hakk'ın sevdiklerini sevmek, onlara tabi ve teslim olmakla mümkündür. Rabıta ile emir olunmak Allah'ü aziymüşşüna O'nun aziz Peygamberi Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimize, onun varisleri olan evliya kullara beslenen sevgi ve muhabbetin alemetidir. Bu hususta Allah (cc) tevbe Suresi 119. ayetinde mealen şöye buyurmaktadır. "Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve sadıklarla beraber olun" Burada emrolunan onların meclislerine varmak onlarla yüz yüze, diz dize gönül gönüle verip Allah'ü Tealayı zikretmek ve vazifesini direği gibi yerine getirmektir. Zahiren yanlarında olunmadığı zamanlarda da, rabıtaile onlarıtehayyül etmek, onlların yanında, yöresinde, sohbetinde ve meclisinde imiş gibi halve hareketlerini kontrol altına tutmaktır. "Ben bir kulumu sevdiğimde onun tutan eli, gören gözü, işiten kulağı, yürüyen ayağı olurum. Benden isterse ona veririm. Bana sığınırsa onu mutlaka korurum?" ‹şte rabıta yapan kişi kendi varlığını bir yanabırakıp bu hadisi kutsinin sırrına ermiş olan mürşidin varlığına bürünerek onun eli ve dili ile Hakka yalvarmış münacaat ve ibadet etmiş olur. Böyle bir şekilde varlıktan soyunma hali, nefsin terbiyesinde en müessir yollardan biridir. Bir hadisi şerifte Peygamber Eendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır. "Cenabı Hakka tazarru ve niyazda bulunurken Peygamberlerden, evliyaullah'tan veya salih kullarından birisini vesile etmek duanın ve zikrin faziletlerindendir." (Müslim cilt. 3. shf. 074) Yine bir hadisi şerifte buyurulur: "Bir saatlik tefekkür bir yıllık ibadetten hayırlıdır?" Cenabı Hakkın Zat sıatının tecellisine mazhar olmuş, rabıta yapılan evliyalar, gördükleri zaman Allah (cc) hatırlatırlar" hadisi şerifi gereğince rabıta yapan kimseye, Cenabı Hakkı hatırlatır ve zikri bu mana var şuur içerisinde devam ettirir. Yine "Onlar Allah'ı zikretmek içintoplanan kimselerdir." Hadisi şerifi sırrınca dasözleri, özleri, hal ve hareketlerigüzel olan kendilerini sevenler için güzel örnek teşkil eden insanlardır. O halde onları zahiren gören nasıl ki Allah'ü Teala'yı hatırlıyorsa, onları seven Rasulullah Efendimize sever. Onlarla oturup kalkan onlar gibi yaşayan onlargibievliya olur. Bu sayedePeygamberimiz (s.a.v.) Efendimize ulaşır. Oradan da sevgililer sevgilisi Allah'ü teala'yı vasıl olur. Rabıta Peygamber mucizesidir. Eğer ruh üzerinde doğrudan tesirini gösteren bir şey aramak gerekirse Allah'ü Teala'ya, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimize ve onun velilerine götüren rabıta dan daha kestirme ve etkili bir başka yol yoktur. Ey Hayy ve Kayyum olan Allah'ım! Senin rahmetine iltica ediyor ve senden yardım diliyorum. Benim bütün işlerimi düzelt ve beni bir an bile nefsimle başbaşa bırakma!...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Öne Çıkan Yayın
Esmaul husnadan anladiklarimiz
Esmaul husnadan anladiklarimiz ne kadardır bi soralim kendimize oysa rabbimizi tanimanin o nun fiil ve uzerimizdeki tasarrufunu bilmenin...
-
BİR TARTIŞMA Tartışanlar; ruh, nefis ve akıl. Nefis ruha sordu: “Sen kimsin?”...
-
Allah'ın İnsanlara Yakınlığı ile ilgili ayetler... Her şeyin yaratıcısı ve sahibi olan Yüce Allah'a daha yakın olma düşüncesi h...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Alakalı yorumlar faydalıdır.